Marttan beridir yazmamışım. En son yazdığımda gerçekten canım çok sıkkındı (galatasaray için) ve iki gün kendime gelememiştim. Şu an içinse içimde galatasaray ile ilgili olarak ümit var dün akşamki maçtan kimse memnun olmasada. (diğer durumlarla ilgili canım sıkkın bu sefer) neyse biz galatasaray ile devam edelim.
Biraz geriden alalım. Açıkçası ilk Rijkaardın geldiğini duyduğumda içimden gidip havaalanına karşılmaak geldi. Atatürk havalimanına baya uzak bir yerde çalışmam sebebi ile sadece istek olarak kaldı bu ama yine de beni baya heyecanlandırmıştı. ve ben tobol maçları 5-0 5-0 bitmediği halde yine de turu bu şekilde geçmekten de mutluyum ve umutluyum. Açıkçası yapılan 2 yıllık kontratın az olduğunu düşünmekteyim. Çünkü türk takımlarının böyle kariyerli adamları getirmeleri kolay olmuyor, getirdiklerinin de kıymetini bilmiyorlar. Böyle bir adamı bulmuşken iki sene hiç bir şey olmasa da 3. seneye çıkılması gerektiğini düşünüyorum. Biraz daha fazla zamanla çok daha iyi işler çıkarabileceklerini düşünüyorum.
Gökhan Zan transferine gelince de açıkçası çok ad sevindiğim bir transfer olmadı ama genel kadro derinliği açısından bedavaya da yapıldığını düşününce isabetli olduğunu düşünüyorum. Defanstaki asıl problem Servet Gökhan ikilisinden ziyade geri dörtlünün ayarını bozan Sabridir bence. İyi bir Uğur veya yeni bir transferle gayet iyi ve yedekli bir dörtlü kurulabilir.
Keita ise izlemediğim ama nedense ümitli olduğum bir isim. Baros gibi burada tekrar kendini bulursa çok güzel maçlar izleyebiliriz.
Genel olarak zaten takımın geçen sene uefa kupasını kazanabilecek güçte olduğunu düşünüyordum. Bu sene yapılan transferle de bu güce güç kattık ve ümitli olmamak için hiç bir sebebimiz yok.