
Aslında içimden gelen şeyler pek iyi değil bu aralar. İnsan çalıştığı yerde huzursuzsa, çalıştığı ortamdan keyif almıyosa; heleki çalıştığı yer bir kamu kuruluşuysa (ki onun da en alt seviyesi sayılacak Belediye ise) günler onun için çok zor geçiyo demektir. Aslında bu işinden memnun olmamak veya iş arkadaşlarından rahatsız olmak sürekli olan bir durum değil benim için ancak bazen hormanlarım depreşiyor herhalde. Dönem Dönem işten bir sıkkınlık geliyor ama ülke olarak içinde bulunduğumuz durum ve mesleğimin çok geniş bir iş imkanına sahip olmaması sebebi ile oturduğumuz yerde devam ediyoruz. Gerçi benim sorunum işimle mi yoksa iş arkadaşlarımla mı (yada bir kısmı ilemi) diye düşününce cevap olarak parantezin içindekini görüyorum. O da dediğim gibi ara ara sağdan gelme durumu oluyo sonra bir süre dinginlik onun peşinden stres geliyo... günler bu şekilde devam ediyo. İşini sevmeyen binlerce insan olduğu düşünülürse beni en çok korkutan şey ise; iş yerindeki stresle Belediyeciliğin birleşmesi ile zaten kanımda olan tembellik illetinin iyice ayyuka çıkıyor olmasıdır. Blog açtık güya yazarız diye yazmıyorum..... okuduğum bloglara yorum yapabileceğim halde yapmıyorum.... daha fazla daha özenli daha güzel işler yapabileceğim halde bunları da yapmıyorum... sadece işimi yapıyorum ne eksik ne fazla.... emekliliğimi bekliyor gibiyim daha yolun yarısına gelmeden. aynı yerde kalırsam yolun diğer yarısı nasıl geçer onu hiç bilmiyorum.