30 Temmuz 2008 Çarşamba

AĞDA


Bir galatasaraylı olarak Fenerbahçeye kıl olmamdan daha doğal bir şey yoktur herhalde. Tabi kıl olduğumuz bu takımda az kıl olduklarımız ve çok kıl olduklarımız da var. (çok nadir sevdiklerimizde çıkabilir.) Çok kıl olduklarımızdan biriydi Zico'nun tercümanı Samet GÜZEL (googledan şimdi öğrendim ismini) Gerçi neyine kıl oldum tam olarak tarif de edemem ama acayip kıl oluyodum adama. Her ne kadar Ziconun gidişi bende bi üzüntü veya sevinç oluşturmadıysa da geçen akşam ARagonesin basın toplantısında başka bir tercüman olunca çok sevindim. Fenerliler ağdaya başlamış kıllardan birini yollamış diye düşündüm. Sevincim gerçi çok uzun sürmedi çünkü idman görüntülerinde onu yine orada gördüğüm için. En azından geçen seneki gibi her basın toplantısında karşıma çıkmayacak olacağını düşününce yine de rahatladım. Ne diyelim ağdaya devam azizim.

28 Mayıs 2008 Çarşamba

GALATASARAYA YAKIŞAN VEDA


En sonunda Kral Hakan Şükür'ü de yaka paça attık takımdan. Tıpkı Hagi, Bülent, Popescu, Arif ve diğerleri gibi. Fethullahçıymış, tarikatçıymış zartmış zurtmuş diye diye bitirdiler hep beraber kralı. Adam Türkiyenin gelmiş geçmiş en iyi oyuncusu olduğu halde, Türkiyenin kazandığı bütün başarılarda ismi olmasına rağmen kimseye yaranamadı, en ozr şartlarda Galatasaryı şampiyon yapmasına rağmen de en çok da Galatasaraylılara yaranamadı. Yazıklar Olsun. 6 haftalık kenetlenmenin başrol oyuncusunu 2 Adnan el birliğiyle yolladılar. Trübünlerde sana bağırdığımız gibi hepsinin yüzüne tükürüp gitseydin Kral....


Hakan Şükür'ün futbolculuğunun yanında konuşmasını bilmesi de hoşuma giderdi. Önümüzdeki maçlara bakıcaz, elimizden geleni yaptık gibi klasik futbolcu lafları dışında bir şeyler söyleyen iki kelimeyi bir araya getirebilen bir futbolcuydu kendisi. Sırf bu nedenle bile bir yıl futbolculuk+ menejerlik (yada başka bir ad konabilecek bir görev) yapıp ertesi yıllarda da yardımcı antrenörlükten başlayacak bir görev verilemezmiydi. Hak etmemişmiydi Kral bunu.

21 Mayıs 2008 Çarşamba

ŞAMPİYONLAR ŞAMPİYONU


Başlık şampiyonlar şampiyonu ama yarı finaldeki 4 takımdan sadece 1i şampiyondu geçen sene kendi liginde. (gerçi zaten 3 ingiliz olunca en fazla iki şampiyon olma ihtimali vardı ya) Gerçekten şampiyonlar şampiyonu olması için kırmızıların alması lazım kupayı. Ki zaten favori onlar. (hatta finalden çok önceleri favori olarak gösteriliyorlardı) Çok az kimse benim gibi bu maçta mavileri bekliyordu açıkçası. Finalde mavilerin olacağını tahmin etsemde favorim kırmızılardı her zaman. Barcelona maçlarındaki hayal kırıklığına rağmen kırmızılar hala favorim. Ancak Arsenal-Roma finalini isteyen gönlüm bu finalin olmaması sonucunda mavilerin kupayı almasını istiyo. En azından Fenerli arkadaşlarımızın ya bakın mavileri yenseydik kupayı biz alırdık demelerine gülebiliriz bu sayede.

11 Mayıs 2008 Pazar

GÖNÜLLERİN ANGUTLARI


Bu Sivassporlular adamı hasta eder. Hemşerim olan Teknik Direktörlerinden sonra yöneticileri de inci saçmaya başlamış. Demişki: Bizim rakibimiz Beşiktaş'tı o yüzden sıralama yapılırken ikili averaja bakılmalı, 3'lü averaja bakılmasını FIFA'ya şikayet edicez demiş. Bende seni oraya yönetici yapana yuh diyorum.

FUTBOL DESTANI


Geçmiş zamanlarda destanlar savaşçıların kendilerinin 10-20 misli sayıdaki insanları yenmesi ile olurmuş. Futboldaki destan da ancak böyle olurdu. 6 maç seyircisiz oyna, 6 maç teknik direktörsüz oyna, 28 maç Kalli ile oyna (bu şampiyonlukta onunda payı olmasına rağmen bir önceki maddeden kötüydü bence), yönetimi değiştir, yeni futbolcularla oyna ve şampiyonluğu kazan. Binbir gece masalları gibi anlat anlat bitmez ve de yıllar sonra birine anlatsan şehir efsanesi der geçer. TEŞEKKÜRLER FUTBOLCULAR bu şampiyonluk tamamen sizin eseriniz.


Sezonu değerlendirecek olursak yılın futbolcusu tabiki herkesin hemfikir olduğu gibi Servet'tir. Milan'ın Fenere 4 attığı maçtan sonra adına sunular hazırladığımız Servet bu sezonu kurtaran en önemli adamdı. Teşekkürler Servet. (Milli takımda olmaması bizim için gerçekten üzücü.)


İkincisi Mehmet Topal'dır bence. Onu bulmamız belki de biraz şans(sızlık)la oldu. Gösterdiği performansla hepimizi mest etti bu sezon. Onda en sevdiğim özellik oyunun hücum yönünü de iyi oynayabilmesi. Avrupa şampiyonasında umarım forma şansı bulur da milli takımımıza katkısı olur.


Üçüncüsü de Ümit Karan'dır bence. Ümit bu sezon resmen kendini aşmıştır, şimdiye kadar yapmadığı işleri yapmıştır ve de Milli takım formasını haketmiştir. Keşke sende orada olsaydın da bizi üst turlara çıkarsaydın.


Zaten geçen haftadan sonra şampiyon olacağımıza dair şüphemiz kalmamıştı bu hafta da noktayı koyduk Galatasaray Camiasına hayırlı olsun, umarız seneye ait olduğumuz yerde Şampiyonlar ligindede başarılı oluruz.

KAPAK OLDU


Hakan Şükür son maçtada golünü attı ve görevini yaptı. Herkese kapak olsun.

8 Mayıs 2008 Perşembe

KRAL MADRİD


Futbolculardır bazen takımları tutmamızı sağlayan bazen de renkleri, başarıları vs. Real Madrid'i tutma sebeplerimizden biri de Raul'dur. (hatta resmi vardır yanda) Raul'un eski günlerinden esintiler sunduğu bir sezonu şampiyon kapatıp, Barcelona'ya kendini alkışlattırıp da perişan etmekten daha güzel ne olabilirki. (tabiki Fenerbahçeyi yenerek kazanılmış şampiyonluk:) Güzelliklerle başlayan sezonlar ortası her ne kadar problemli geçsede güzelliklerle bitmek üzere. Dün akşamki maçta her halde skor 10-0 da olsa gürültüyü koparacak olan olay Barcelonanın Real'i alkışlamasıdır. Ne diyelim darısı bizim başımıza..

5 Mayıs 2008 Pazartesi

H. ŞÜKÜR HEPSİNİN YÜZÜNE TÜKÜR



Türkiyenin gelmiş geçmiş en iyi futbolcusudur kendisi. Tüm istatistiklerin dibine vurmuştur resmen. Bu yaşında da hala herkese kapak olmaktadır. Nedir bu Hakan Şükür düşmanlığı, neden bu adamın bu kadar oynamamasını istiyosunuz. Bunu Fenerlilerden çok Galatasaraylılar yapıyor bide. Neymiş son golüymüş neymiş o golü bende atardımmış. Atsaydın ulan o zaman zamanında. Hakan Şükürün ne kadar beceriksiz olduğunu herkes bilir, hatta biraz yetenke olsaydı 1000 golü devirirdi (tabi bide avrupa macerası olmasaydı) Bütün bu beceriksizliğe rağmen yüreğiyle, sevgisiyle, bütün gücüyle çalışarak duvarı delmiştir, hepinizin de ağzına sıçmıştır. Daha ne istiyosunuz o adam sayesinde gitmediğiniz, görmediğiniz ülke kalmadı, izlemediğiniz organizasyon kalmadı. Bükemediğiniz eli öpeceğinize, rüzgara karşı işemeye devam ediyosunuz ve her defasında Hakan Şükür de kapağı takıyo bi tarafınıza. Hadi Hakanım kralım son maçta da çak bir tane de hepsine bir kere daha kapak olsun!!!!!

GÖNÜLLERİN ŞAMPİYONU(YMUŞ)


Gönüllerin Şampiyonu tabiri her zaman kaybedenler tarafından söylenir. Hatta bazen bende doğru bulmuşumdur bu tabiri. Ancak Sivasspor için bu tanım ne derece uygundur hiç bilmiyorum. Açıkçası Sivas'taki Fenerbahçe ve Beşiktaş maçlarına kadar Sivassporun şampiyon olmasını çok istedim bende. Ancak kendi sahasında Fenere ve de özellikle Beşiktaşa yenildikten sonra Sivassporun hiç yeri kalmamıştır gönlümde. Hele de şampiyon olarak. Daha sonrasında da gönüllerin şampiyonluğuna hiç uygun olmayan Bülent UYGUN hocaları sayesinde; değil şampiyonluk küme düşmemeye oynadılar gönlümüzün liginde. Ama tabi tarafsız!!!!! medyamızın çok önceden ilan ettikleri şampiyon takımları yamulunca bir şekilde gerçek şampiyonun adının unutturulması lazım olduğu için gönüllerin şampiyonu sivasspor şeklinde uydurma bir haber çıkarmaları gerekti. Kimin gönlünün şampiyonu bilmiyorum ama benim değil. Yorumculardan daha çok konuşan bir teknik direktörle, büyüklerden kimseyi yenemeden geçen bir sezonla gönüllerin şampiyonluğu oluyorsa, sıçayım sizin gönlünüze!!!!!

29 Nisan 2008 Salı

FİNALE DOĞRU


Finalin ilk ayağı belli oldu dün akşam. Benim ve herkesin olduğu gibi Manchester ilk finalist oldu. (hatta bence Manu kendinden beklenmeyecek kadar gol açısından kısır iki maç sonunda eledi Barçayı) Diğer tarafta da bir çok kişinin favorisi Liverpool du ama ben Mavileri daha yakın görüyodum (http://snnblog.blogspot.com/2008/03/eyrek-final.html) ve hala da öyle tabi. Moskovada kırmızılarla mavilerin kapışmasını izlememiz daha olası bence. Kupayı kimin alacağına gelince favori tabiki kırmızılar hatta güzel oyun adına onların alması daha iyi olur ama içimden bir ses de mavileri tut diyor. O yüzden kalbimiz mavilerle favorimiz kırmızılar diyerek finali beklemeye koyulalım. (aslında bu yazının yarın yazılması lazımdı ki liverpool çıkarsa finale ne yaparız bilmem. Onu da şöyle kurtaralım iki takımda kırmızı olduğu için Liverpoolu tarif etmek için mavi takma ismi kullanılmıştır yazıda)

LINCOLN


Hıncal Uluç'un son bombası Lincoln hakkındaydı. Gerçi hepimiz ona kırgınız oynamadığı için ama Mehmet Topal, Ümit Karan canını dişine takacak o hiç bir maçta oynamayacak ve taraftar ona tezahürat yapacak ben kaldıramam gibi bir şeyler söylemiş Hıncal Uluç. Dediğim gibi bizde kırgınız Lincolne ama bunları söylemek takımı fişeklemek gibi bir şey. Sen bunları söylersen o takımda kim Lincolne destek olur bundan sonra. (gerçi son zamanlarda Hıncal Uluç'u artık pek takan yok ama) Herkesin şunu bilmesi lazım savaş askerlerle kazanılır ama ödülü veya cezayı generaller alır. Yada herhangi bir haber bültenini düşünün; bütün haberleri muhabirler toplar, kameramanlar çeker, o kaseti hazırlar, bu görüntüler ve haber spikeri sunar. O haber bültenine ödül verildiğinde ise ödülü gider spiker alır. Lincoln de bu takımın generalidir( her ne kadar bu sene pek yapmasada) ve en büyük övgüyü o alır normalide budur. Bunun için milleti galeyana getirmeye gerek yoktur ki Mehmet Topal olsun Ümit Karan olsun emeklerinin karşılığ olan övgüyü almaya başlamışlardır taraftardan ve medyadan ama Lincoln gibi sevilmek için Lincoln gibi doğmak gereklidir. Nasıl Alex istatistiklerin dibine vurmasına rağmen Hagi gibi olamaycaksa Mehmet Topal da Lincoln gibi olamaz.

BU TAKIMA BU TARAFTAR


Adamı aldınız Semih gibi kabiliyetsiz bir adamla karşılaştırdınız, bıktırdınız ve bitirdiniz. Adamı aldınız oynatmayı beceremediniz. (Anelka,Ortega vb.) Belki de Fenerbahçede en iyi oynadığı maçın sonunda adamı dövmeye kalktınız. Alex'e Volkan'a saldırdınız. Sizden de anca bu beklenirdi. İyi ki daha farklı kazanmamışız maçı yoksa tesisleri falan yıkardınız neme lazım.


Kimse bu olay bir kaç kişinin işi koca bir camiaya mal edilemez falan demesin. Kezmanın kapısı açıldıktan 5 saat sonra oraya güvenlik anca geliyosa kimse araya girmiyosa ve bu olay hemen tesislerin önünde oluyosa (ki aynı çevrede Rüştü'de dayak yemişti) bu o camianın ayıbıdır.

DAHA DA GÜZEL


Fenerbahçeyi herhangi bir maçta yenmek güzel, kaybedilen 6 lig maçı sonrası yenmek daha güzel, oynamalarına izin vermeden yenmek daha da güzel, avrupada tavan yapmışlarken yenmek daha da güzel, şampiyonluk için kapışırken yenmek daha da güzel. Bide bu olayı şampiyonlukla taçlandırırsak en güzeli olacak.

KİM DAHA BÜYÜK


Hafta sonu oynanan (ve Fenere taktığımız) maç için bir şeyler yazmak için biraz geç oldu belki ama okuduklarım, gördüklerimden ve hissettiklerimden sonra bir şeyler yazmak gerekti. Bu yazılara pazartesi başlasaydım ilk postum bu olmazdı.


Bu maç ile şampiyon olmadık tabiki ama şampiyonluk için büyük bir adım attık. Aslında bu sezon sonunda şampiyon olursak bir açıdan daha Fenerden daha büyük bir takım olduğumuz tescillenecek. (zaten daha büyüğüz de) Büyük takımlar büyük maçları kazanan takımlardır. Nasıl Inter son maçta Juventusa şampiyonluğu kaptırdıysa Fenerde bize kaptırmıştı. Nasıl Juventus Interden büyük bir takımsa biz de Fenerden büyüğüz. Yani eğer şampiyonluğu kazanırsak bu sezon Fenere bir kez daha büyük takım nasıl oluru göstereceğiz. Umarım tersi olmaz.

18 Nisan 2008 Cuma

UYKUSUZ PENGUEN


Karikatür çizen adamların ayrıntıyı yakalaması tabiki normal ama bu haftaki uykusuz ve penguenin kapaklarını görünce çok büyük bir gaf yaptığımı anladım. Hepimiz Pipa Bacca öldürüldüğünde olayı avrupaya rezil olduk diye yorumladık ama aslında olayın altında çok daha büyük gerçekler vardı....

HEMEN SATIN


Fiorentina Sabri ile ilgileniyomuş. (umarım uydurma bir haber değildir.) Hiç düşünmeden satın hatta üstüne para verin derim ben.

17 Nisan 2008 Perşembe

LOSTZADELER


Askere gitmek için 2006 ağustosunda ayrıldığım insanlarla 2007 ocağında tekrar buluştuğumda arada baya bi fark oluşmuştu. Bu farklardan biri de Lost dizisiydi. Döndüğümde 30 bin adamdan bu diziye nasıl hapsolduklarını duyup şaşırdıktan sonra ve ben kesinlikle 9-10 bölüm üstüste izleyemem dedikten sonra diziyi izlemeye başlamıştım. (hemde en az 3-4 bölüm üst üste izleyerek)





Daha önce hiç karşılaşmadığım bu yıldızların dizideki doğal görünümlerinden sonra bu makyajlı ve seksi fotoları görmek şaşırttı beni. Özellikle de Sun senden hiç böyle fotolar göreceğimi tahmin etmezdim. (Kate'i zaten hep hayal ediyoduk da) Ancak özellikle 4. sezon itibari ile Kate'in vücudu erkek vücudu gibi mi desem vücut geliştirmeci gibi mi desem bir iticiydi. Bu nedenlede daha kısa sürede olsa Shannon en iyisi gibi.


İKRAM


İlkokula gitmeye başladığım Lüleburgaz'da ilk kez bir futbol maçını izlemeye gitmiştim. Lüleburgazspor kimle oynamıştı hatırlamıyorum ama maç 1-1 bitmişti. Şimdi yıllar sonra Lüzleburgazspora tekrar rastladım haberlerde; Yalovaspor maçında Yalovaspor kalecisinin kendi sahasından serbest vuruşta attığı gol ile. Gol güzelde Lüleburgazspor kalecisininde ikramını es geçmemek lazım.

14 Nisan 2008 Pazartesi

YÜZ KARASI

Nasıl bir milletiz ya!!!! Hayvanlara tecavüz edenler, turistleri taciz edenler, küçücük kızları tecavüz edip öldürenler derken fakir ülkelere yardım için yola çıkan italyan sanatçıyıda tecavüz edip öldürdük. Bize barbar diyorlar diye kızıyoruz, Avrupa Birliğine almıyolar diye dövünüyoruz ama adamlar haklı işte. Böyle bir ülkenin vatandaşı olmaktan mı utanayım, kaybolduğu ilçenin belediyesinde çalışmaktan mı utanayımi kafamı nerelere gömeim bilemiyorum. Yazıklar Olsun.

9 Nisan 2008 Çarşamba

REKOR FİYAT


Uzun zaman önce CM ile yatıp CM ile kalktığım günlerin birinde Milan'ı çalıştırıyordum. Sene artık 2009-2010 yıllarına geldiğinde C.Ronaldo'yu 123 milyon euroya almıştım. Az önce haberlerde Real'den yaklaşık bu teklifi görünce hayretler içerisinde kaldım.(2 milyon euro pazarlık payı olsun) Bir oyun bu kadar mı gerçekçi olur!!! :))))

8 Nisan 2008 Salı

YARI FİNAL

Bugünkü maçların zaten sonuçları zaten az çok belli olmuştu ilk maçlarda. Roma ve Schalke'yi anca mucizeler kuratarabilir bugün. M.United'in defansında sakatlıklar olmasa Roma'yı mucize bile kurtaramazdı ya. Barcelona da çok dengesiz oynuyo ama yine de karşılarındaki takım Schalke, daha büyük bir takım olsaydı bu akşam turu geçen taraf belli olmaz diyebilirdik. Gerçi futbolda her şey mümkün diyerek yanılma payımızı da bırakalım. Dün akşam Arsenal elenince ki Romada elendi sayılır; gönlümüzdeki final olayı bitti. Favorilerimiz Manchester ve Chelsea ise yollarına devam ediyor. Bu sezonki form durumuyla bu kupa Manchester'a yakışır derim artık.

G. SEMİH


Başlıktaki G harfi genç için değil gıcık için konuldu. Semih de Semih diyenlere selam olsun. Dün akşam ne kadar oynadığını yada oynamadığını hep beraber gördük. Zaten gol attıktan sonra baş parmağını ağzına götürüp kıl kıl etrafa bakmasına gıcık olurdum. Dün oyunda kaldığı sürece hiç bir şey yapmadı yada yapamadı. İşte G. Semih'in kapasitesi bu kadar. Tabi bence. (Bilgin Gökberk gibi bitirdik ama)

BURAYA KADARMIŞ


Zaten bir post önce kimi tuttuğumu belirtmiştim ve açıkçası Fenerbahçe'nin elenmesine üzülmediğim gibi bariz bir şekilde de sevindim. Ama bu şu gerçeği değiştirmiyor: "Fenerbahçe bu sene kendinden beklenmeyen bir iş başarmış ve gelecek başarıların temelini atmıştır." Bu yüzden öncelikle Fenerbahçeye tebrikler ve çeyrek finalden öteye gitmedikleri için teşekkürler.


Bu yönetim anlayışıyla giderse Fenerbahçenin bir kaç sene içinde çok daha iyi yerlere geleceği belli olmuştur. Bir kere bu sene Fenerbahçe her şeyden önemli olan kendine güven ve başkalarının gözünde itibar kazandı. Her ne kadar ustalığa daha çok varsa da artık çaylaklıktan çıkmayı başardı diyebiliriz Fenerbahçe için. Açıkçası yarı finale bile çıkması işime gelmeyen Fenerbahçenin daha büyük başarılar yakalayabileceği korkusu beni sardı. (Başarılı olmasını istememe sebebim rakip olmaktan da önce Fenerbahçelilerin küçük tepeleri biz yarattık tavırlarıdır. Başkanından taraftarına herkes de bi hava ve gereksiz ukalalıklar oluyo. Tabi rakibimizinde bizden başarılı olmasını istememe durumu da var.)


Şimdi bu durum ışığında bizim takımın ve Beşiktaş'ın bişeyler yapması lazım. Zaten Fenerbahçenin çeyrek finale gelmesinin bana tek yararı bu durumdan utanıp bizim takımı daha da ileriye götürmek için çalışan yöneticiler olacaktır. Tabi bunu yapabilirlerse yada yaparlarsa. Yıllardır ileriye gitmek yerine bizi daha da geri götürenler hatta geçmişimizde bile olmadığı kadar kötü duruma sokanlar bu işi becerebilirlermi bekleyip göreceğiz.


Sonuç olarak Fenerbahçeyi tebrik eder, Beşiktaşa ve bizim takıma da hadi uyanın artık derim. Aslında bu işi daha doğru yapmak için Anadolu takımlarının da uyanması ve 5. şampiyonun çıkması gerekmektedir.

7 Nisan 2008 Pazartesi

MAVİLERİ TUTMAK


Bir Galatasaraylı olarak Fenerbahçenin kupada üst turlara çıkmasını istemezdim zaten ama bu tura kadar tur atlamasına da üzülmezdim. Ancak bu turdan sonra Fenerin atlayacağı her tur benim için üzüntü kaynağı, yiyeceği her gol de benim için sevinç kaynağı olacaktır. İster kompleksli deyin ister gerizekalı ister ülke puanı, hiç biri umrumda değil ben böyleyim ve bu akşam kalbim mavilerle birlikte.

EMEKLİLİK YAŞI


Bu aralar sosyal güvenlik yasa tasarısı gündemde. Emeklilik yaşı da en büyük problem. Pazartesileri genelde Cnbc-e dizilerini tercih ederim. (aslında habertürk çekse futbol klubünü izlerim) Reklam arasında 90 dakika'yı izleyeyim dedim biraz. Bir de ne göreyim Hıncal ben dahil bazı Galatasaraylılara gerizekalı diyor. Neymiş efendim Fenerbahçe tur atlarsa şampiyonluk yarışına konsantre olamazmış, ülke puanıymış, yorulurlarmış mış mış. Bu yüzden bütün Galatasaraylıların Fenerbahçenin tur atlamasını istemesi gerekliymiş, istemeyenler gerizekalıymış. Diziye döndüğüm için gerisini izleyemedim programın. Sonuçta Hıncal Uluç bir zamanlar okumaktan ve dinlemekten zevk aldığımız bir yazardı, ama şimdi görüyorumki emeklilik yaşı gelmiş. Değerli!!! milletvekili ve bürokratlarımız siz de isterseniz emeklilik yaşını arttırıp durmayında yaşamımızın her anında böyle yorumlarla karşılaşmayalım!!!

SİVASSPOR


Futbolseverler olarak en büyük arzularımızdan biri de 5. bir takımın (en azından 4. takımın tekrar olması ve 6.,7.,8.... takımların) şampiyon olmasıdır. Daha önceleri Kocaelispor, Gaziantepspor, Gençlerbirliği, Vestel Manisaspor gibi takımlar belli periyodlardaki formları ile bu arzumuzu sıcak tuttular. Bu sezon da bu görev Sivasspor'undu ki onlar bu ateşi baya uzun süre sıcak tuttular. Geçtiğimiz haftaya kadar onların şampiyon olmasını Galatasaray'ın olmasından çok isterdim. Sen kalkıp hem Fenerbahçe'ye hem Beşiktaş'a kendi sahanda yenilirsen (Fenerbahçe neyse de bu Beşiktaş'a yenilirsen) şampiyonluğu haketmiyosun demektir. Bizim de umutlarımız başka bahara kalıyor demektir.

HAKEM HATALARI


Cumartesi günü Fenerbahçe'nin attığı golleri görünce hemen herkes hakemlere saldırdı özellikle de biz Galatasaraylılar. Hemen peşindeki gün bir de baktıkki zeka yoksunu futbolcumuz hiç gerek yokken bariz penaltılık hareket yaptı ama hakem herhalde meslektaşının üzerindeki baskıyı biraz paylaşmak için penaltıyı vermedi. Pazar akşamından sonra artık hepimizin hakemleri insan olarak görmemiz onlarında daha az hata yapması gerekmekte. Bu arada bi önceki posttaki bahsettiğimiz bir kaç kişiden biri neden sıfır futbol zekası olan, sadece bodoslama oynayan bu arkadaşımız olmasın.

BİR KAÇ TANE DAHA


Sonunda Kalli'den de kurtulduk. Önce Özhan Canaydın sonra Kalli. Bugünleri de görecekmiydik. Şimdi bir kaç kişi daha kaldı kurtulmamız gereken. Ama öncesinde gelenlerin gidenleri aratmaması lazım tabiki. Canaydın'ın yerine gelen Polat için kesin bir şey söylemek yanlış şu an için. İlk başta çok ümitsizdim ama Kalli'yi yollaması sonucunda biraz ümitlendim açıkçası. En önemlisi Kalli'nin yerine gelecek kişi. Mehmet Demirkol'un Zico için çok önemli bir tespiti vardı: "Büyümek isteyen bir hoca".... İşte Galatasaray'a da bu lazım büyümek isteyen bir hoca... Bunun için çok çalışacak ve çalıştıracak bir hoca.. Abdullah Avcı bu yüzden ismi geçenler arasında en iyisi gibi geliyo. Ancak son 6 haftada başa gelirse devamı gelmeyebilir. 6 hafta içinde kimse başa gelmek istemeyecek. Ancak taraftar olarak gelecek sezonları kurtaracaksak ben bu 6 haftayı feda etmeye hazırım.

3 Nisan 2008 Perşembe

CASTA L.


Seninle başladık internette hatun resimleri aratıp, hard diskte toplamaya. Kim bilir şimdi nerdesin nerelerdesin.

1 Nisan 2008 Salı

UGAN S.

Dün akşam saolsun star tv Manchester-Roma maçı varken Schalke- Barcelona maçını verdiği için bizde Cnbc-e'de romantik salı kuşağına takıldık. (tabi bunda kumandayı maçtan önce ele geçirememinde payı vardı) Filmin reklam aralarında maçı açıp Sabri Ugan'ın sesini duyunca Galatasaray- Milan maçı geldi aklıma. Sami yen'de 2-0 yendiğimiz. Jardel vur şuna.... vurdu ona. JARRRRRRDDEEEEEEEELLLLLLL. anımsamak isteyenler için linki aşağıda....
http://www.youtube.com/watch?v=rCuDlBrMTbA

31 Mart 2008 Pazartesi

C. RONALDO


Şüphesiz bu senenin futbolcusu kendisi. Hatta resmen bu sene sihirbazlık yapıyo maçlarda. Son Aston Villa maçında da attığı gol ve 3. gole yaptığı asist çok övgü aldı. Attığı gole diyecek lafım yok tamamen zeka ve beceri ürünü bir gol ama 3. golün asisti bence tamamen şans olmuş. Bence orada topu soldan kaçan Evra'ya atmaya çalışmış ama top Rooney'e gitmiş. Bu naçizane benim fikrim tabi.

YANLIŞ KALE

Kendi kalesine gol atması futbolcuların gerçekten çok büyük talihsizliktir ama insan bunu görünce ne diyeceğini bilemiyo. Fenerbahçeliler Edu'nun kıymetini bilsinler. Macar liginde elemanın kendi kalesine attığı gol. http://www.youtube.com/watch?v=8l6BHKF4tL0

AJAN KALLİ


Bir adamın bu şaçmalıkları yapabilmesi için ya bunamış olması lazım, yada bizimle feci şekilde taşak geçiyo olması lazım. En fanatik Fenerbahçe taraftarına Galatasaray'ın 11ini sen seç bu hafta dese yedeklerde Barış, Okan ve Mehmet Güven varken (Barusso nun ne olduğu ise hiç bilinmiyo bile.) Servet'i orta sahada oynatmazdı ayıp olur diye düşünürdü. Bir takımı anca katletmek isteyen birisi böyle saçmalıklar yapar. Bi de bu adam gelecek yılki teknik direktörümüzü seçecekmiş. İkinci Fatih Terim döneminden beri kayıp yıllar yaşıyoruz anlaşılan da yaşamaya devam edeceğiz!!!!

İLİM AŞKI


Olmadıki şöyle öğretmenlerimiz. Bizde derslerimizi hep yıldızlı pekiyilerle geçelim, ordinaryus profesörlüğe kadar gidelim. (Yada her sene sınıfta kalalım)

26 Mart 2008 Çarşamba

TURKUAZ FORMA


Dün akşam maça ilk kez turkuaz formalarla çıkıldı. Gerçi günlerdir tartışması sürüyodu. Bende Brezilya gibi, İtalya gibi orjinal, sadece bize özel dizayn edilmiş bir formamız olmasını isterim. Hatta bayrak rengimiz olmasa bile olur naçizane fikrime göre ama bari yapıyosunuz şunu şortu değilde formayı turkuaz yapsaydınız yada daha uyumlu renkler seçseydiniz.

KUTUZOV


CM oynayanlar kendisini tanır. Milanın reserve takımından yükselip büyük bir futbol yıldızı olurdu. Hatta bi ara Galatasaray'ın transfer gündemine girdiğine dair haberler gazetelerde çıktığında CM ciler biraz heyecanlanmıştı. Dün bu nedenlerle Belarus takımında onu görünce eski bir dostu görmüş gibi oldum. Maç öncesi Fatih Terim ile de selamlaştılar tabi. Şimdi Seri B'de Pisa'da oynuyomuş spikerin dediğine göre ama attığı gol 1. lig kalitesindeydi sanki.

24 Mart 2008 Pazartesi

OLMADI BE


Oldumu be Fatih Akyel. Bizimle o kadar sevinç yaşadın (bizde seninle sevindik tabi), başarılara imza attın, güzel maçlar çıkardın. Ondan sonra hadi bi şeyler oldu Fenerbahçe'ye gittin. O da yetmedi "bir gün herkes fenerli olacak" şapkası taktın fotolar çektirdin. Bütün bunlara rağmen biz hala seni o Real Madrid maçındaki performansınla hatırlamaya çalışırken, bir anlık sempati uğruna kaç yıl önceki maça atıfta bulundun. Futbolculuk kariyerini zaten bitirmiştin de insanlık kariyerini bari kurtarmaya çalışsaydın biraz.

21 Mart 2008 Cuma

CM YILDIZLARI




Alessio Cerci: Dar gelirli takımların en büyük yıldızlarından. 3 kuruşa alınan 5 köfte tabiri caizse. İtalya'nın en büyük yıldız adaylarından en son Pisa'ya kiralandığını öğrendim. Bakalım CM yıldızlarından hangisine benzeyecek. Diego gibi yıldız mı olacak yoksa Andres D'alessandro mu olacak. (aslında belki güney amerikadan örnek vermek yanıltıcı olabilir ama). Oyunu oynayanların merakla beklediği oyunculardan biridir.

EN ŞAMPİYON


Çeyrek final eşleşmelerinden sonra artık herkes yarı final, final ve şampiyon hakkında tahminler yapmaya başladı. Hatta bazıları komplo teorileri bile ürettiler, millet olarak artık kimseye güvenemediğimiz için her öküzün altında buzağı aramaktayız. Bende geç olmakla beraber naçizane düşüncelerimi anlatayım. Hatta direk şampiyondan gireyim eleme elem gideceğime. Bence 8 takım arasından en şanslısı form durumu, kadro kalitesi ve tecrübe ele alındığında Manchester United. Ayrıca her ne kadar ingiliz takımları ülkemizde pek tutulmasada oyun güzelliğinden dolayı İngilizlerden birinin kupayı almasını absürd bulmam. Ancak tabi tahminlerin yanında bide gönülden geçenler vardır. Belki renklerinden belki bu kupayı alamamış olmaları sebebi ile gönlümdeki takım Roma'dır. İkinci olarak ise Arsenal'dir. Final tahminim Chelsea- Manchester olsa da gönlüm Arsenal- Roma finalindedir. Gerisi de teferruattır zaten.

11 Mart 2008 Salı

OHA ARTIK


"2 şampiyonluk yaşadım, 100 yılın en önemli atılımı olan Seyrantepe Projesi’ni gerçekleştirdim. Futbol takımımız şampiyonluğa ve Türkiye Kupası’nı almaya doğru gidiyor. Basketbol ve diğer branşlarda başarılıyız. Ben görevimi huzur içinde devrediyorum, müsterihim, mutluyum. Hiç bir zaman kavga etmedim. Büyük alkışlarla, geri dön talepleriyle ayrılıyorum, bu benim için mutluluktur. Ben hak ettim. Yaptıklarım ortada, zaman her şeyi gösterecektir"

9 Mart 2008 Pazar

BİKİNİ BAYRAMI


Bizim medyamız mı çok salak yoksa Zicoda bizim suyumuzdan içe içe bizim gibi oldu. Ahmet Çakar'ın görünütlerini izlerseniz adamın açıkça ben bunu iddia için söylemiyorum espri yapıyorum dediğini de görürsünüz. Medyamız sağolsun bunu bi iddiaymış gibi gündeme taşıd ve bi haftadır Ahmet Çakar bikini giyecekmi giymeyecekmi diye tartışıyoruz. Bi kere mümkünse Ahmet Çakar iddiaya girmiş olsa bile bikini giymesin, giyersede ben görmeyeyim. Ki adamın iddiaya girmediği açıkça belli görüntülerde. Ama dün Zİco bile havalar iyi bikini giyilebilir gibi bir şeyler söylemiş.... yok artık...

UĞUR BORAL


İnsanoğlu işin içine duygularını karıştırdığında objektif kararlar veremeyebilir. Ayrıca o duygunun nereden geldiğini de bazen pek kestiremez. Bazı futbolcular vardır çok yetenekli ve başarılıdır ama biraz tipinden biraz çirkefliğinden gıcık olurum. Mesela Serhat Akın gibi futbolculuğunu çok beğenmeme rağmen hiç sevmezdim. Bazı futbolcular vardır belki ismi hoş geldiği için yada sempatik olduğu için sadece bir hareketle favori futbolcunuz olur. Neden bu adama oynamıyo dersiniz. Mesela Lincoln bi numarası olmamasına rağmen bütün taraftarın sevigilisi. Bir de çok başarılı olmasına rağmen yıldız futbolcularımın arasına koymayacağım adamlar vardır. Bu adamlara karşı ne sevgi ne nefret duyarım. Adam sahada aslanlar gibi oynar ama ağzıyla kuş tutsa favori futbolcu olamaz. Mesela Uğur Boral. Adam son günlerde özellikle çok iyi oynuyo ama tipindenmidir, bodoslama gitmesindenmidir bir türlü ısınamıyorum. Sanki bilinçli yapmıyo hareketleri gibi geliyo bana. Ümit Davala da öyleydi. Şaşkın ördek gibi koşardı maçı tek başına alsa bana yıldız futbolcu gibi gelmezdi. Fatih Terim hatta uefa alındığı sezon performansını en beğendiğiniz futbolcu kim sorusuna Ümit Davala cevabını vermişti. Ama bizim nazarımızda olsada olur olmasada olurdu. Uğur da böyle işte belkide bodoslama gittiği için yaptıklarında bir zeka parıltısı göremiyor ve şansa oynuyo gibi geliyo. (belki biraz hakkını yiyorum şimdi ama.) Son günlerin moda laflarıyla bitirmek gerekirse belki star ışığı göremiyorum, belki elektrik alamıyorum, belki kimyamız tutmuyo ama sonuç olarak Uğur Boral olsa da olur olmasa da olur. (Bu satırları futbolsever olarak yazıyorum Galatasaray taraftarı olarak yoksa Fenerbahçenin kadrosu çok umurumda değil)

5 Mart 2008 Çarşamba

TEBRİKLER


Biraz geç oldu ama artık bizimde Galatasaraylı olarak rakibimizi tebrik etme zamanımız geldi. Öncelikle bu duruma hiç sevinmediğimi, ve maçta daha çok Sevillayı tuttuğumu belirteyim. (Her ne kadar Sevillayı tutsamda öyle iki kazma golle elenmesini istemezdim Fenerbahçenin.) O yüzden bazı Galatasarylı yazarlarımız gibi çok sevindik aynı heyecanla maçı izledim geyiklerine girmeyeceğim. Ben bir Galatasaraylı olarak en büyük rakibimin çeyerek finale kalmasına, paranın dibine vurmasına, kaliteli oyuncu transferindeki en önemli kozlardan olan prestij sahib olmasına ve de en önemlisi taraftarlarının benimle uğraşmasına nasıl sevinebilirimki. Fenerbahçenin bu başarısı ancak bizim takımı da uyandıracaksa ve daha başarılı olmaya itecekse benim için iyi bir olaydır. Yoksa zaten bizim için bu olay kötü bir günün sabahı olacaktır anca.


Her yerde okuduğumuz gibi Sevilla çok kötü bir takımmış yok Fenerbahçe öyle yapmış olaylarına girmeden bence maçın en önemli konusuna gelicem. Fenerbahçe Sevillayı eleyebilirdi Sevilla da Fenerbahçeyi eleyebilirdi, hatta Sevillanın şansı daha fazlaydı; ancak ilk 10 dakikada iki kovaca yenilen gol sonrasında deplasmanda oyunu dengeleyerek turu geçmek her babayiğidin harcı değildir. Böyle bir şeyi ancak büyük takımlar yapabilir ve işte Fenerbahçenin kazanımı o gece budur. Tabiki Fenerbahçe büyük takım olmadı bi maçta (Avrupa için) ama o yolda çok önemli bir adım attı.


Ancak Fenerbahçeninde şunu unutmaması lazım ki onlar da şu anki takım ve performansla oradalar yani bir Milan, Real Madrid, Bayern değiller; Bu bahara aldanıp 5 yıl sonra bizim olduğumuz gibi olmayınki bizim takım da size yetişmek için çok çalışarak oralara gelsin ve hatta geçsin...


Sevinmesek de mutlu olmasak da Tebrikler!!!

29 Şubat 2008 Cuma

EN ZAYIF HALKA

Olaylı bir derbiyi geride bıraktık. En çok konuşulan kişi de hakem Cüneyt Çakır'dı. Tabi konuşulması normal resmen MAÇI katletti. Dediğim gibi maçı katletti Fenerbahçeyi değil. Anlı şanlı spor adamlarımız ise hakemin fenerbahçeyi katlettiğini söylemek için birbirleriyle yarışmaktalar. (45. dakikada tek başına kalan Volkanın atağını keResmini bile koymak istemediğimiz Nihat Özdemir Fenerbahçe Başkan vekili olarak öyle bir konuştuki bi adamı asmadığı kaldı. Neymiş Taraftardan nasıl koruyacaklarmış hakemi bi daha maçlarına verilirse. Neymiş Fenerbahçeyi karıştırmaya çalışıyolarmış. Bu hakemler yüzünden Türk futbolu ilerlemiyouş muş muş..... gibi bir sürü fasa fiso.. Bi kere sen o klübün başkan yardımcısı olmasan zaten hakemi kimsenin korumasına gerek kalmayacak taraftardan. Çünkü kimse gaza getirmeyecek bu sözlerle taraftarı. Sen orada olmasan Türk futbolu almış başını gitmişti zaten. Bir diğer ilginç açıklama ise bizim takımın futbolunun en yetkilisinden geldi. Gazetede okuyunca açıklamasını acaba gazeteler yanlış mı yazdı dedim. Sonra tvde de gördüm, duydum ve kulaklarıma inanamadım. Açıkça "Fenerbahçeye karşı talihsizliğimizi ancak böyle tartışmalı bir maçta kırabilirdik" demiş. Sen takımına bu kadar mı güvenmiyosun Fenerbahçeye karşı. Türk futbolunu ilerletmek için hakemlerden önce yöneticilerden kurtulmak gerekiyo sanırım.

24 Şubat 2008 Pazar

LINNCOOOLLLLNNNN LINNCOOOLLLLNNNN


Takımımızın morale ihtiyacı vardır diye dün düştük yollara gittik Sami Yen'e. Takımımız bizimde morale ihtiyacımız olduğu gerçeğini unutmuş ama. Kalli Leverkusen maçında yapması gerekeni şimdi yapmış ama ondada Emre Güngör'ü orta sahaya Barusso'yu sağ beke koymuş (sonra değiştirdi gerçi ama) Ayhan ve Lincoln'ün olmadığı bir maçta orta saha kaybolup gitmiş. Maçtan önce benim için o kadar bağırsalardı ben tribünden iner 2 gol atıp 3 gol attırırdım. Lincoln ise ilk yarı boyunca yerdeydi. Bunların çoğunda da kendini yere attı. (çoğu dediysem yarıdan fazlası değil neredeyse tamamı) Zaten onun gariplikleri daha ısınırlen başlamıştı. Bütün takım numaralı tarafında koşuyoken ısınmak için o kapalının önünde tek başına ısınıyodu. Leverkusen maçında olduğu gibi bunları yazmamın sebebi yenilmek değil. Futbolu güzel yapan bu zaten herkesin herkesi yenebilmesi. Ama bu maçtada Kasımpaşa resmen ağzımıza sıçtı. Bizim oynamamız gereken gibi onlar oynadı mesele de işte bu.

21 Şubat 2008 Perşembe

GELECEĞE DÖNÜŞ IV


Dün akşam yediğin gollerin 5 katını da yeseydin biz seni sevmeye devam edecektik. Bulduğumuz her fırsatta evine misafir olacak, olamadığımızda renkli ekrandan seni takip edecektik zaten. Bizi üzen dün akşamki maç değil Lucescu'nun Galatasaray'ından sonra "Avrupa Fatihi" ünvanını koruyacak şekilde oynayamaması takımın. Leverkusen takımı bizi eleyebilecek bir takımdı ama bu şekilde olmamalıydı. Önceden daha güçlü takımlarla bile oynarken hep olan umudumuz yavaş yavaş tükeniyo Avrupa arenasında. Galatasaray kazanma alışkanlığını kaybediyo Avrupa'da. Bizi asıl üzen bu. Türk futbolunu bugünlere taşıyan Galatasaray gün geçtikçe geriye gidiyo asıl sorun bu. 18 den sonra inilen servisten koştura koştura bir yer bulmaya çalışırken ilk golü yediğimizi radyodan duydum. Kahvehane gibi bir yere attım kendimi yine de bir umutla, ama daha sandalyeye oturmadan 2 oldu. Bıraktım maçı bende eve gidip başka şeyler izlemeye başladım. CNBC-e de Geleceğe Dönüş III vardı. Birisi de IV ü bizim için çeksede mutlu güzel geleceğe geçsek hemen. Yoksa acaba bizim için geçmiş daha mı iyiydi çünkü her geçen sezon karanlıklaşıyo gelecek en büyük rakibimizin aksine.

20 Şubat 2008 Çarşamba

BİZİM TAKIM


Bu akşam sıra bizim takımda. Skibbe turdan emin konuşmuş ama açıkçası bizdede hala umut var. Özellikle gol yemeden kapatılan maçlar bana daha umut vermiştir ikili maçlarda. Tabi bi de golü bulabilseydik çok iyi olacaktı. Goller bugüne kaldı diyelim ve Galatasarayımıza başarılar dileyelim.

FENERBAHÇE- SEVİLLA


Dün akşam bol gollü bi maç seyrettik. öyle oldu bu yapıldı şu şöyle daha iyi olurdu diye yüzlerce adam konuşacak zaten.. Bence maçın en ilginç yanı 5 golün de pozisyon olmadan gol olmasıydı. Maç içinde iki tarafında bulduğu o kadar pozisyona rağmen onları değil de bu golleri atması ilginçti bence. Semih'in attığı golde bile pozisyon varmış gibi duran ama pek umut verici olmayan bi durum vardı sahada. Fenerliler yine avrupanın kralıyız diye ortalığı inletecekler ama bu sonuç maç öncesindeki durumu pek değiştirmedi bence. Hala Sevilla daha şanslı. (gerçi dün gördükki Sevilla defansı çok açık veriyo; bizde bi takım yapsa hemen görüntülerle nasıl adamların paylaşılamadığını gösterirlerdi tvde) Son olarak da Galatasaray taraftarı olarak ebedi dostumuza dost acı söyler lafından yola çıkarak dostça bi tavsiyede bulunalım (temenni değil hatırlatma) bizde Real'i 3-2 yenmiştik geçen sene Manchester Milan'ı son dakikada Rooney golüyle 3-2 yenmişti ve rövanşta tarife hep aynı oldu; 3-0... Aman Dikkat!!!

19 Şubat 2008 Salı

YUH ARTIK


Nasıl bi memleket oldu burası..... Yol verme yüzünden adam öldürmeler..... yolları yarış pisti sananların yol açtığı kazalar derken bu kadar olmaz dedirten bir kaza daha güzel memleketimden...

YUH YA İNSAN OLAN NASIL ÇIKAR BU ŞEKİLDE YOLA

18 Şubat 2008 Pazartesi

ÜFLERİM GOL OLUR


İki haftadır İbrahim Akın bana benzer şeyler yazdırıyo. Gazetelerde İ.Akın puanı getiren golleri attı başlığını görünce vaayyyy be dedim. Beşiktaşlılar üzülecektir şimdi adam fırtına gibi esmeye başladı diye düşündüm. Ama ne yazıkki yine 2. golü görünce topun İ.Akını sevdiğini ve onun çok çaba sarf etmediğini anladım(goller için konuşuyorum maçın genelinde nasıl oynadığını bilmiyorum). Beşiktaş derhal İ.Akını ve bu maçlarda oynadığı topları transfer etsin!!!!

11 Şubat 2008 Pazartesi

BANA KENDİNİ SEVDİR


Özellikle Galatasaray-Fenerbahçe maçlarında bu top denen yuvarlak meşin hep Fenerbahçeyi sevmiştir. Emre'nin kıçına çarpıp girmiştir. Barajdan dönen top Deivid'in önüne düşmüştür falan filan. (Gerçi Kralında kafayla attığ bi gol varki onu unutmamak lazım şans olayında) Bu hafta sonu lig maçlarının gollerini izlerken İstanbul Büyükşehir Belediyesi adına goleri İbrahim Akının attığını duyunca çok sevinmiştim. Aynı şekilde Burak Vestel Manisada gol atınca, Özgürcan Antepte oynayınca (henüz atmadı sanırım) sevinirim. Genç ve yetenekli oyuncuların iyi oynaması gelecek için umut verir bana. Ancak İst.BŞB.nin 2. golünü görünce topun bi adamı vezirde edeceğini rezil de edeceğini anladım. Sanki o top bıraksanız kendisi kaleye gidecekti. Defansın kendisine müdahale etmemesi için alçalmadı ama tam onu geçince alçalmaya başladı ve ben bu İ.Akının neresine çarparsam kaleci yakalayamaz beni dedi ve ağlarla buluştu. İlhan Mansız kaval kemiği ile Senegale golü atıp kahraman olduğunda en azından zaten kaleye vurmayı hedeflemişti ama İ.Akın onu bile düşünmüyodu resmen.

28 Ocak 2008 Pazartesi

TAKIM OYUNU


Hafta sonu İngilterede FA Cup maçları vardı. televizyonda bi ara Manchester- Tottenham maçına denk geldim. Maçın sonunda 3-1 kazanmış kırmızı şeytanlar. denk geldiğim kısa sürede ne tevez, ne ronaldo, ne de rooney edwin van der sar kadar tat vermedi bana. maç ortada giderken (gerçi kırmızılardaydı top daha çok) kendi ceza sahasından bi serbest vuruş kullandı (o kadar çabuk kullandıki) ve top rooneye gittiğinde dawson ancak eliyle durdurabildi rooneyi. yıllardır denir ya hep futbol takım oyunudur diye. işte yeri geldiğinde kaleci bile asist yapabilmeli. topu oyuna sokmasını becerebilmeli. Kaleci de kurtardığı kadar attırdığı ile de oyuna katkı sağlamalı.

22 Ocak 2008 Salı

YILDIZLARIMIZ


Galatasaray Bursaspor maçını Newcastle takımından da bi görevli izlemiş ve futbolcular hakkında rapor hazırlamış. bu raporuda fanatik gazetesi ele geçirmiş. İngilize göre Arda ve :Barış'tan bi nane olmazmış Mehmet Topla belki, Uğur ise mutlaka izlenmeli imiş. Servet ise yaşlıymış. İngiliz de olsa sonunda futbol konusunda az çok anlaşacağımız birisi çıktı. barış'a methiyeler düze futbol yorumcularını duydukça kendimden şüpheye düşüyodum. bu adamı nasıl överler diye. tamam futbolda güç ve enerji önemli ama adamın daha en basit pasları bile doğru verdiğini göremedim. Arda'yı konuşmaya gerek yok zaten bence Hasan Şaş'ın kopyası ona ayrı bi top lazım. Yaptığı hareketler ise hep aynı. Kendini geliştirme diye bir şey yok. ingiliz gibi bende bu takımda en çok Uğur'dan ümitliyim. Gerçekten çok iyi bir kanat oyuncusu en büyük eksiklikleri vücudunun biraz çelimsiz (futbolcuya göre tabiki) olması ve çirkef karakteri. Boy posa yapabilecek bir şeyimiz yok ama şu Bülent Korkmaz vari hareketlerden kaçınırsa daha da büyür ve çok başarılar kazanır diye umut ediyorum.